bannerr
120 Yıl Sonra Yine Popüler

Elektrikli otomobilleri tek bir mucide atfetmek mümkün değil, ama ilk örneklerinin 19. yüzyılın sonunda ortaya çıktığını söylemek mümkün. Bu dönemde Batı'da mobilite atlara bağlıydı ve atların getirdiği, başta şehirlerin temizliği olmak üzere pek çok çevre ve sağlık sorunu, alternatif çözüm arayışını hızlandırdı.

1880-1900 arasında Avrupa ve Amerika'da geliştirilen bazı araçlar, elektrikli otomobil teknolojisinin ilk örnekleri arasında yer aldı. Örneğin, Thomas Parker'ın 1884'te geliştirdiği model, ilk tekrar şarj edilebilir batarya ile çalışan elektrikli araba olarak kabul ediliyor.

ABD'de ilk başarılı elektrikli otomobil, Thomas Parker'ın çalışmalarından ilham alan kimyager William Morrison tarafından 1890 civarında geliştirildi. Bu araç, saatte 22-23 kilometre hıza ulaşabilen, 80 kilometre menzile sahip ve altı yolcuyu taşıyabilen bir araçtı.

19. yüzyılın sonu ve 20. yüzyılın başında, elektrikli arabalar oldukça rekabetçi bir konuma geldi. Hatta 1897'de New York ve Londra'da, o dönem için oldukça fazla sayıda, taksi olarak kullanılan elektrikli otomobil vardı. Bazı kaynaklara göre, Pope Manufacturing Company tarafından üretilen Columbia Motor Carriage modeli 1897 yılında ABD'de en çok satan araç oldu.

Ancak 1920'den sonra, petrol kaynaklarının keşfi, yol altyapısının gelişmesi ve kat edilecek mesafelerin uzaması yani daha uzun menzil gereksinimi gibi değişimlerle elektrikli otomobiller popülerliğini kaybetti. Bir yandan da otomobil üretimi hızla gelişiyordu. Örneğin, Ford'un Model T’sinin 1919’da elle marş sisteminde elektrikli marşa geçmesi önemli bir faktör oldu. Elle marş, zor ve tehlikeliydi. Bu nedenle 19. Yüzyılın sonunda içten yanmalı motorlu araçların elektriklilere göre dezavantajlı olmasının sebeplerinden biriydi.

İçten yanmalı motorların daha yaygın hale gelmesi ve yakıtın ucuzlamasıyla, elektrikli otomobiller 20. yüzyılın ortalarına kadar geriledi. 1970'lerin enerji krizi, ilgiyi yeniden canlandırsa da yeterli ilerleme kaydedilemedi.

Sonuç olarak, 100 yıldan fazla süre önce başlayan elektrikli araç hikayesi, takip eden yüzyılda inişli çıkışlı bir rotada devam etti, ancak hiçbir zaman zirveye ulaşamadı. Ta ki 2000'lere gelene kadar...

Elektrikli Araçların Ana Akım Olması Yolunda Kritik Eşik Aşılıyor

Son 10-15 yılda, ülkelerin ve birliklerin emisyon düzenlemeleri, çevresel faktörler ve maliyet avantajı gibi etkenler, elektrikli araçların popülerliğini artırdı ve geleneksel otomobil endüstrisini dönüşüme zorladı. Teknolojik gelişmeler ve markaların bu alandaki yatırımları, yaygınlaşmayı hızlandırdı.

Sektörde elektrikli araçların ana akım teknoloji haline gelmesi için kritik eşik %5 olarak kabul ediliyor. İstatistikler gösteriyor ki bir ülkede elektrikli araç satışının tüm yeni satışın %5'ini yakalamasının ardından yıllık (medyan) %55 satış büyümesi geliyor. Bloomberg'in 5 Ekim tarihli haberine göre bu eşiği şimdiye kadar 23 ülke geçti.

Çin 2018'de, Amerika 2021'in sonlarına doğru %5'e ulaştı. Kanada, İspanya, Avustralya, Tayland ve Macaristan da bu çeyrek içinde bu eşiği yakalayanlar. Global olarak bakıldığında ise 2021'in ikinci çeyreğinde bu eşiğe ulaşıldı. Bugün, yeni satışların %80'den fazlası elektrikli araçlar olmasına rağmen, Norveç bile bu eşiği sadece 10 yıl önce geçti. Yani elektrikli araçların dönüşü(mü) henüz gerçekleşiyor.

Bloomberg'in haberinde yer almayan ülke ise Türkiye idi…

Türkiye'de ivme artıyor

Biz Voltify'da, yıl başında 2023'te elektrikli araç satışlarının 60.000'e ulaşacağını öngörmüştük. 2023'ün ilk 9 ayında 34.595 elektrikli araç satıldı; bu sayı toplam otomobil satışlarının %5'inin biraz üzerindeydi.

TOGG ve Tesla'nın satış ve teslimat azmi, MG ve Skywell'in etkileyici performansı, BYD'nin Türkiye'ye girişi ve diğer markaların bu alandaki yoğun çabaları ile tahminimizi 65.000 olarak güncelledik.

65.000 bu pazar için ‘iyi’ bir adet gibi görünse de aslında trafikteki araçların hala ufak bir kısmı elektrikli. TUİK istatistiklerine göre Ağustos ayı itibariyle trafiğe kayıtlı araç sayısı yaklaşık 28 milyon, bunun %53’ü yani 15 milyondan biraz azı otomobil. Bunun sadece %0,3’ü ise elektrikli. Eylül satışları ile hesaplarsanız Türkiye’de trafikte 80.000 civarında elektrikli otomobil var; yıl sonunda ise 110.000’i yakalayacağını öngörüyoruz.

Hepimizin çok da uzak olmayan bir gelecekte bu teknolojiyle tanışacağı kesin. Avrupa’daki düzenlemeler doğrudan Türkiye’yi etkiliyor. Markaların yatırımları ise önümüzdeki 10 yılda büyük oranda buraya kayacak. Bu teknolojiyi erkenden benimseyen, elektrikli araçların üstün sürüş performans ve konforundan yana tercih yapan öncüleri tebrik ediyoruz. Peki ya geri kalanlarımız?

Sadece 2023’te şu ana kadar 25 civarında yeni elektrikli araç modeli lanse edildi; henüz lansmanı planlananlar da var. Bundan daha fazlası 2024’te takip edecek. Bunların önemli bir kısmı Çin menşeili markalardan. Bazılarını henüz Türkiye’de pek tanımıyoruz. Peki ne kadar güvenebileceğiz, nasıl seçim yapacağız?

Hikayesi eski, pazarı yeni bu teknolojiyle ilgili araç kullanıcılarının hali hazırda pek çok soru işareti var. Evet, sıfır-emisyon, sessiz, titreşimsiz, çevik ve güçlü, sofistike ve farklı. Ama ya şarj süreleri ve menzil? Birçok kullanıcı için oldukça önemli bir faktör, ikinci el değeri? Bu endişeleri gidermenin ve geç kalmadan trendi yakalamanın satın almaya alternatif yolları var. Bir başka paylaşımda bunlara değineceğiz.

Yasemin Ağırdır Aktan
Pazarlama Direktörü