bannerr
Menzil Kaygısı Ne Zaman Son Bulur?

Dünyada ‘range anxiety' olarak yaygınlaşan Türkçe’ye ise 'menzil kaygısı’ (veya endişesi) olarak geçen tabir, elektrikli mobilite alanında, aracın depoladığı enerjinin gidilmek istenen yere varmak için yeterli olmadığına dair kaygıyı ifade ediyor. Menzil kaygısı elektrikli araca geçişin önündeki en önemli zihinsel bariyerlerden biri. O kadar ki 2013 yılında Norveç’te -ki Norveç’te bugün satılan yeni araçların %80’inden fazlası elektrikli- yılın kelimesi seçilen kelimelerden ikincisi tam olarak aynı anlama gelen “rekkeviddeangst” sözcüğüydü. Ancak giderek daha fazla bireyin bu araçları benimsemesi ve deneyimlemesiyle, bu endişenin azaldığını ve önemini yitirdiği gözlemliyoruz.

Menzil kaygısı ilk defa 1997 yılında, bir gazeteci tarafından kullanıldı. 1990’lara doğru General Motors bir takım elektrikli araç prototipleri üzerinde çalışıyordu ve bunlardan bir tanesi de daha sonra seri üretime taşımaya karar verdiklerini açıkladıkları, 200 km menzile sahip Impact’ti. Kaliforniya’da hava kirliliğinin azaltılmasından sorumlu Kaliforniya Hava Kaynakları Kurulu, Impact’in performansından da etkilenerek, 1990’da bir düzenleme getirdi ve bu düzenlemeyle en büyük 7 araba üreticisinin, 1998 itibariyle araçlarının %2’sini sıfır-emisyon hale getirmesini zorunlu kıldı. Takip eden birkaç yıl içerisinde Impact, GM EV1 modeline dönüştü ve ilk seride 660 adet üretildi. Menzilleri kağıt üstünden 110-160 km arasındaydı. 1997’de Richard Acello’nun bu araçları kullanan sürücülülerin deneyimlerini aktardığı makaleyle “menzil kaygısı” kavramı ile tanıştık.

Takip eden 30 yıl içerisinde iklim krizi, sürdürülebilirlik odağı, teknolojik gelişmeler gibi birden fazla majör faktörün etkisiyle elektrikli araçlar gittikçe popülerleşti. Otomotiv üreticilerinin yatırımlarından azımsanmayacak bir payı buraya kaydırmalarıyla modeller arttı, lansmanlar hızlandı. Ve elbette batarya teknolojisi gelişti.

2010’dan bu yana lanse edilen araçların geneline bakıldığında bu gelişimi açıkça görmek mümkün. Uluslararası Enerji Ajansı’nın Global EV Outlook 2022 raporundaki veriler şöyle:



Amacı elektrikli araçlar üzerine bilgi yayılımını sağlamak olan, Hollanda menşeili Electric Vehicle Database’in listesine göre ise bugün 374 aracın ortalama menzili 358 km.

2023’ün Nisan ayında TUİK’in yayımladığı Taşıt-Kilometre İstatistiklerine göre 2021 yılında otomobiller ortalama 13.000 km yol yaptı. Elbette kullanım alışkanlıkları, kullanıcının işinin gereklilikleri, bu kilometreyi şehir içinde mi yoksa ağırlıklı otoyollarda mı yaptığı gibi faktörler çok belirleyici. Ancak otomobil kullanım alışkanlıklarına dair daha granüler bir veriye sahip olmadığımız durumda yapacağımız çok kaba bir hesapla, ayda 1.083 kilometreye, haftada ise 270 km tekabül eden bu mesafeyi ortalama menzile sahip bir elektrikli aracı tek sefer şarj ederek yapabilirsiniz anlamına geliyor.

Bunun kullanıcı anketlerine yansıdığını görmek de mümkün. Shell’in İngiltere’de gerçekleştirdiği Elektrikli Araç Kullanıcı Araştırması, kullanıcıların araçlarını şarj etmeyle ilgili daha rahat davrandığını gösteriyor:



2022’de katılımcıların %60’ı menzil kaygısını elektrikli araçların yaygınlaşmasının önündeki ana gündemlerden biri olarak belirtirken bu oran 2023’te %50’ye düşmüş. Yani araçların kullanımı arttıkça, kullanıcılar deneyim kazandıkça, menzil kaygısı etkisi zayıflıyor.

Türkiye’de de menzil kaygısı önemli bir bariyer olduğunu biliyoruz. Deloitte’in 2023 Küresel Otomotiv Tüketici Araştırmasına göre katılımcıların elektrikli araca geçişle ilgili birincil endişesi şarj için gerekli süre (%47), ikincisi ise %42 ile menzil. Ernst and Young’ın Otomobil Müşterilerinin Araç Satın Alırken ve Kullanırken Beklentileri raporunda ise ilk bakışta tablo biraz daha farklı görünüyor. %43 kamuya açık şarj istasyonlarının yaygınlığını birinci sırada belirtiyor. Dördüncü sırada ise her 3 katılımcıdan birinin belirttiği “tek bir şarjla alınabilecek mesafe” geliyor. Ancak menzil konusunu şarj imkanlarından ayrı değerlendirmek doğru değil. Zira, batarya teknolojisinin gelişiminden sonra, menzil kaygısını aşmanın diğer bir önemli yolu şarj altyapısının yaygınlaşması ve sürelerin kısalması.

Her iki konuda da gelişmeler oldukça hızlı. Fisker tarafından 2025’te lansmanı planlanan ve limitli sayıda üretilecek Ronin’in menzil hedefi neredeyse 1.000 km. Ronin üst segment ve yüksek fiyatlı bir araç olacak ama çok da uzak olmayan bir gelecekte orta segmentte, erişilebilir fiyatlı otomobillerde 600-700 km menzilleri göreceğiz. Bu araçlar yaygınlaşana kadar elektrikli araçların üstün performans ve konforuna geçmenin en zahmetsiz yolu ise abonelik modeli olacak.

Yasemin Ağırdır Aktan
Pazarlama Direktörü